Untitled Document
Paylaş Paylaş

Prof. Dr. Wolfgang Jantzen

 

“Suçlu göçmenler değil, ayrımcı eğitim sistemi”

Almanya'da eğitim alanında bir otorite olan Bremen Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Wolfgang Jantzen, “Eğitimde başarısızlığın nedenleri insanların kökenlerinde ve sosyal durumlarında değil, eğitim sistemindeki eşitsizlikte gizli” dedi.



ALMANYA'DA eğitim araştırmalarında bir otorite olan Bremen Üniversitesi Eğitim bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Wolfgang Jantzen, ülkenin köklü bir eğitim reformuna ihtiyacı olduğunu söyledi.

40 yılı aşkın süredir eğitim sistemi üzerine araştırmalar yapan Jantzen, Pisa araştırmalarında ortaya çıkan göçmen kökenli öğrencilerin başarısızlığının “köken veya sosyal durumla” değil, doğrudan eğitim sistemindeki fırsat eşitsizliği ve ayrımcılıkla alakalı olduğunu söyledi.

Hürriyet'in sorularını yanıtlayan Jantzen, “Başarısızlığın nedeni insanların etnik kökeni olduğu kabul edersek, başarıyı getirmek için kökenlerini yok etmemiz mi gerekir? Bu mümkün mü? Neden aynı kökenden insanlar başka ülkelerde pekala başarılılar? Bunu nasıl açıklayacaksınız? Eğitimde başarısızlığın nedenleri insanların kökenlerinde ve sosyal durumlarında değil, eğitim sistemindeki eşitsizlikte gizli. Bu eşitsizliği de ortadan kaldırmak pekala mümkün” dedi. Prof. Dr. Jantzen sorularımızı şöyle yanıtladı.



Sayın Jantzen, Almanya'nın, diğer Avrupa ülkeleriyle kıyaslamada eğitimdeki başarısızlığının sebepleri nelerdir?
Farklı okul türleri. Öğrenciler mümkün olduğu kadar uzun süre beraber okumalı. Lise (Gymnasium), ortaokul (Realschule), ilkokul (Hauptschule) ayrımı, çocuk yaşta öğrencilere 'üst sınıf', 'alt sınıf' hissini veriyor. Okula giderken 'ben alt sınıf okulu öğrencisiyim' hissini yaşayan çocuktan nasıl başarı bekleyebiliriz? Eğitim sisteminin temel hatası bu sınıflandırma yaratan okul türleri. Devlet karma okulları (Gesamtschule) ülke genelinde yaymakta başarılı olmadı. Halbuki Pisa araştırması Karma Okulların başarısını belgeledi. Örneğin Wiesbaden'deki Helene-Lange Karma Okulu Almanya'da eğitim kalitesinde yıllardır listebaşı. Pisa araştırmalarında en önde olan Finlandiya'da eğitim politikası hakkında partiler üstü milli bir konsensüs var. Eğitim politikasının parti politikasını alet edilmeyecek derecede kutsal ve önemli olduğunun farkındalar çünkü. Almanya'da hiç bir siyasetçi eğitim politikasını oy avcılığını için kullanmamalı. Çocuklar uzun süre beraber okuyorlar.

Neden o halde çözüm bulmak o kadar zor?
Çözüm bulmak zor değil. Hatta çözüm yolları açık ortada. Fakat sahip çıkılıp, uygulanması lazım. 1970li yıllardan beri, Almanya eğitim seviyesinde Avrupa ülkeleri arasında hep alt sıralarda yer alıyordu. 1960lı yılların sonunda Willy Brandt'ın Başbakan olduğu dönemde eğitim politikasında ciddi bir reforma, yani gerçekten fırsat eşitliği, ayrımcılığın olmadığı bir eğitim sistemi için adımlar atıldı. Karma Okullar bu adımlardan biriydi. Bunlar adaletli bir eğitim sistemi için umut verici adımlardı. Ancak o adımların arkası gelmedi. Daha doğrusu CDU tarafından sistematik bir şekilde engellendi. Ama şimdi CDU'da da, örneğin Hamburg'da bazı şeylerin değişmesi insanı tekrar umutlandırıyor” dedi.



Almanya gibi çok gelişmiş bir ülkede eğitim sistemi bu derece kutuplaşma yaratıyorsa, bu sistemi sorgulamamız lazım. Tamamen demokrasiye hatta temel insan haklarına aykırı bir eğitim sistemi söz konusu. Eğitim sistemindeki çarpıklık toplumsal kutuplaşmayı yaratıyor. Partiler üstü, ideolojik saplantıları olmayan, farklı siyasi ve sosyal görüşleri temsil eden bir eğitim komisyonu oluşturulmalı. Bu tarz çalışmalar başka alanlara yapıldı. Örneğin etik komisyonunda. Hedef eğitimde daha adaletli, sosyal bir düzen ve aynı zamanda yüksek kalite olmalı. Pisa araştırmalarını ışığında böyle bir girişim kaçınılmaz. Devlet bunun için para harcamalı. Bunlar için çok büyük paralarda gerekmiyor, var olan paranın doğru dağıtımı önemli. Batık bankalara milyarlar bulunurken, eğitim için neden para olmasın?.

Ancak çocukların aynı okul tiplerinde okumalarına karşı çıkanlar iyi öğrencilerin olumsuz etkileneceğini savunuyor?
Çocukların uzun süre beraber okumasına karşı çıkanlar 'İyi öğrenenler olumsuz etkilenir' diyor. Bu çok saçma bir argüman. Siz yeni öğrendiğiniz bir şeyi, bir başkasına izah ederken, daha iyi anlarsınız. Beraber okumayla hedeflenen prosedür tam bu. Tersine iyi öğrenen, yavaş öğrenen arkadaşına anlatarak daha iyi öğrenecek. En önemlisi çocuklarda 'ben kötüyüm, o iyi' ayrımcılık hissi oluşmayacak. Tüm öğrencilerin menfaatine olacak bir eğitim sistemi reformu ideolojik ve politik çıkar uğruna engelleniyor.



Göçmen kökenli çocuklar eğitim sisteminde ayrımcılığa uğruyor mu?
Elbette sadece göçmen kökenliler değil, dar gelirliler, engelliler de. Göçmen kökenli çocukların daha kötü veya yavaş öğrenmesi, eğitimde başarılı olmaları kendilerinin veya anne babalarının geldikleri ülkeyle alakalı değil, buradaki sosyal izolasyondan, fırsat eşitliği hakkının ihlalilden kaynaklanan bir durumdur. Etki-tepki mekanizması popülist siyasetçilerin gösterdiği gibi değildir. Başarısızlığın nedeni 'göçmen kökenli' olmalarıysa, bu nedeni nasıl ortadan kaldıracaksınız? Göçmen kökenli olmaları yok etme şansınız var mı? Tabii ki yok. Göçmen olmanın nedeniyle düştüğü başarısızlık zincirini kırma şansınız var mı? Elbette var. Teşvik edeceksiniz, destek vereceksiniz, kendini 'alt sınıfta' görme hissi veren nedenleri ortadan kaldıracaksınız? Bizim siyasetçilere anlatmak istediğimiz bu. Başarısızlık sorunu, öğrencilerin değil eğitim sisteminin, öğretmenlerin toplumun , devletin sorunu. Devlet kendi sorumlu olduğu problemi, bireylerin üzerine yıkıyor. Oysa istenirse, her şey farklı olabilir. Toplumun bilinci, öğretmen eğitimi değişmesi lazım. Bremen'de biz öğretmenlerin toplum gerçeğine uygun bir eğitim almaları için uğraştık. Ancak mezun ettiğimiz öğretmenler, var olan eğitim sisteminden dışlandılar. Okul müdürleri veya meslektaşları tarafından değil, eğitim sistemindeki söz sahibi yöneticiler tarafından. Azimli, genç öğretmenlere 'Üniversitede öğrendiğiniz her şeyi unutun' denildi. Sonuç olarak 'kağıt, kalem pedagojisi' dediğimiz bir eğitim sistemi sürdürüldü. Yaratıcı, öğrencilerin bireysel yeteneklerini dikkate alan, onları teşvik eden eğitim sistemini imkan verilmedi. Almanya gibi çok gelişmiş bir ülkede eğitim sistemi bu derece kutuplaşma yaratıyorsa, bu sistemi sorgulamamız lazım. Tamamen demokrasiye hatta temel insan haklarına aykırı bir eğitim sistemi söz konusu. Eğitim sistemindeki çarpıklık toplumsal kutuplaşmayı yaratıyor. Engellilerin, göçmenlerin, dar gelirlilerin eğitim sisteminde ayrımcılık yaşaması bir bütün. Sistemden kaynaklanan bir ayrımcılık var. Eğitimde ayrımcılık yaşayanların ortak özellikleri, çocuklarına ek yardım alacak maddi güçlerinin ve eğitim seviyelerinin bulunmaması, yaşam şartlarının ağır olması. Devlet bunun için para harcamalı. Bunlar için çok büyük paralarda gerekmiyor, var olan paranın doğru dağıtımı önemli. Batık bankalara milyarlar bulunurken, eğitim için neden para olmasın? Her şeyin başı çocukların Örneğin biz sosyal zayıf bölgelerde Partiler üstü, ideolojik saplantıları olmayan, farklı siyasi ve sosyal görüşleri temsil eden bir eğitim komisyonu oluşturulmalı. Bu tarz çalışmalar başka alanlara yapıldı. Örneğin etik komisyonunda. Hedef eğitimde daha adaletli, sosyal bir düzen ve aynı zamanda yüksek kalite olmalı. Pisa araştırmalarını ışığında böyle bir girişim kaçınılmaz.

Röportaj: Kemal DOĞAN

Editör: Aysun ŞAHİN-FRİSCH

 
Bu haberi tavsiye edin Bu haberi tavsiye edin
 
 
Aktuell News...
Erziehung
Auch ältere Geschwist...
Gesundheit
Herzkrankheiten mit k...
Gesundheit
Zähnereiben bei Klein...
Pflege & Entwicklung
Von O- über X- zu ger...
Gesundheit
Gehör früh testen...
Aktivitäten
Jugendfarm Erlangen...
Aktivitäten - DVD
Schulbeginn mit Astri...
Aktivitäten - DVD
Pan Tau ...
Aktivitäten - Musik
Herr Urxl und das Gli...
Aktivitäten - Filme der Woche
Fame...
 
  Schreiben Sie auch einen Kommentar!  
Zu diesem Artikel wurde noch kein Kommentar verfasst.
Machen Sie den Anfang!